
Sevgili okurlar sizleri bu makalemizde Kurtuluş Savaşımızın Gazi Gemisi Alemdar’ın komutanlarından ve tarihimizin gölgede kalmış kahramanlarından biri ile tanıştırmak istedim.
Mustafa Nail ERCİVELEK 1886 yılında Trabzon’da doğdu. 1902 yılında Mekteb-i Fünun-ı Bahriye-i Şahaneyi (Deniz Harp Okulu) bitirdi. 25 Ağustos 1909 Teğmen, 13 Ağustos 1911 Üsteğmen, 13 Temmuz 1916 Yüzbaşı,1 Kasım 1920 Kıdemli Yüzbaşı, 2 Mayıs 1925 Korvet Kaptanı, 30 Ağustos 1933 Kaymakam rütbelerine yükseldi. Trablusgarp Savaşı, Balkan Savaşı, I. Dünya Savaşı ve Kurtuluş savaşında görev aldı. 25 Aralık 1916 tarihinde eşi Hadiye hanımla evlenen Mustafa Nail ERCİVELEK 14 Temmuz 1938 tarihinde emekliliğe ayrıldı. 24 Mart 1965 tarihinde vefat etti.

Mustafa Nail ERCİVELEK Alemdar Gemisindeki tüm hizmetlerinden dolayı Bahriye Dairesinin Riyasetinin 19 Şubat 1339 (1923) ve 646 numaralı takdirnamesi ile ödüllendirilmiştir. Mustafa Nail ERCİVELEK hakkındaki tüm bu bilgilere Beşiktaş Deniz Müzesindeki Künye Kayıt Defterinden ulaşıyoruz.

Alemdar gemisinin kumandanı Nuri Bey (PEKERGİN) in yerine Sinop limanı Reisi Kıdemli Yüzbaşı Mustafa Nail Bey (ERCİVELEK) atanarak 11 Nisan 1922 tarihinde görevi devralır. Alemdar Kumandanı Mustafa Nail Bey (ERCİVELEK) geminin onarılarak silahlandırılması için Trabzon’a dönmesi hakkında emir alınca hemen yola çıkarak 13 Nisan 1922 tarihinde Trabzon’a varır.19 Nisan 1922 tarihinde fabrikadan uzman subaylar gelerek top konulacak yerleri hazırlanır.
Daha sonra 29 Nisan 1922 Cumartesi günü bir miktar mavzer tüfeği cephanesini Trabzon’da mendireğe boşaltan Alemdar büyük ve çok önemli bir cephanenin alınması için Novorossisk limanına hareket etti. Alemdar’ın görevi cephanenin Trabzon’a oradan da Samsun’a güvenle ulaştırılması için koruma görevi yapmaktır.

Alemdar gemisinde 21 Mayıs 1922 tarihine kadar makineler temizlenir. Yatakların yeniden dökümüne başlanır. Görülmeyen yerlere 7,5’luk iki, 4,5’luk iki Snayder topu yerleştirilir. 22 Mayıs 1922 Pazartesi günü saat 10.00’da Sürmene’nin 5 mil açığında top atışı talimi yapılır. Pusulanın ayarı tekrar düzenlenir. Geminin hızının normal olarak saatte 12 mil olduğu anlaşılır. Saat 17.10 da Trabzon’a gelen Alemdar Şahin vapurunun üzerine aborda olur.
Apranosyan Kumpanyasının 1300 tonluk, 7 mil hız yapabilen bir şilebi iken Ereğli limanında el konularak Nakliyatı Bahriye emrinde “Şahin” adı ile çalıştırılan bu gemi İstiklal Savaşı Deniz cephesinde çok büyük yararlılıklar göstermiştir. Savaş araçlarını birçok tehlikelere göğüs gererek taşımıştır. Haziran ayı başında Alemdar’a verilen görev çok önemlidir. Yeni göreve göre taşımaları kesen abluka ve gözetleme yapan Yunan donanmasını “Şahin Vapuru”nun yolu üzerinden kendi üzerine çekecek gerekirse Yunanlılarla savaşacaktır. Emir kesindir “Şahin Vapuru” mutlaka önce Trabzon’a sonrada Samsun’a ulaşmalıdır. Alemdar Trabzon Nakliyat-ı Bahriye Kumandanlığından aldığı şifreli emirle 4 Haziran 1922 tarihinde denize açılır. 5 ve 6 Haziran günleri gözetleme görevi yaparak bölgede keşifte bulunur. Nihayet 7 Haziran günü Bahriye dairesinden gelen emirde düşmanın arkasında harekâtta bulunması istenir. O sırada “Averof Gemisi” ve iki Torpido ve bir nakliye gemisinden oluşan Yunan donanması 7 Haziran günü Samsun’u bombardıman ederek güneye doğru kıyılarımızı taramaktadır.
Mustafa Nail Bey (ERCİVELEK) 07 Haziran 1922 Çarşamba günü saat 21.30’da Trabzon mendireğinden çıkarak “Averof Gemisi’nin rotasına aykırı karayel rotası üzerinden yol alırken saat 3.00 sıralarında düşman donanması ile karşı karşıya gelir. Gece fenersiz ve arkası karanlık dağlara uygun siyah boyası ile Alemdarın görünmesi mümkün değildir.
Böylece iki saat düşman donanmasını takip edip gözledikten sonra bir İtalyan ve bir Alman yük gemisini durdurarak kontrol eder. Alman gemisinden Alemdar’ın bu cesareti “Hurra” sesleri ile alkışlanır ise de İtalyan gemisi bu durumu telsizle etrafa bildirir. Alemdar’ın istediği de zaten düşman donanmasının haber almasıdır. Böylece düşman donanması Batum-Romanya rotası üzerinde ilerleyecek Alemdar’ı arayacaktır. Bu fırsattan istifade edecek olan “Şahin Vapuru” Samsun’a emniyetle gelecek yükünü boşaltacaktır.
Alemdar’ın bu müthiş cesareti ile Yunan donanması atlatılır. Alemdar’ın planı başarıya ulaşır. Bu cephaneler Samsun’a çıkarılarak Samsun-Ankara yolu ile ve çoğu deniz yolu ile İnebolu’ya gelerek karadan cepheye ulaştırılır. 26 Ağustos 1922 Büyük Taarruzuna yetiştirilir. Aynı taktik sayesinde “Şahin Vapuru” bu kez 21 uçağı bu kestirme yoldan cepheye yetiştirerek Millî Mücadelenin kaderinde yine büyük bir rol oynamıştır.
Mustafa Nail ERCİVELEK tüm bu faaliyette büyük başarı sağlayan ve perde arkasında kalan nice kahramanlardan belki de sadece biridir.
Alemdar’ın bu savaş taktiğini Balkan Savaşında “Hamidiye Kruvazörü” uygulamıştır. Ama ne yazık ki o başarıya ulaşamamıştı. Alemdar görevini yerine getirmenin huzuru ve haklı gururu ile bir hafta daha bölgede dolaşarak Romanya’dan 30 mil açıkta karakol ve gözleme görevi yaptıktan sonra yağ ve kömür ihtiyacını karşılamak için Amasra’ya döner. Daha sonra ihtiyaç yüzünden Alemdar’ın topları Amasra’da sökülür.
Alemdarın alın yazısı kahramanlık ve şanlı görevleri başarmak olarak yazılmıştır.
Yunan ordusu İzmir de denize dökülmüştür ama Pontusçu çetelerle görülecek bir hesap vardır. Mustafa Nail ERCİVELEK ve Gazi Gemi Alemdar gemisi personeli bu görevleri de kahramanca başarırlar.
12 Mayıs 1923 günü Trabzon Nakliyatı Bahriye Kumandanlığından gizli bir emir aldı. Komutan Yüzbaşı Mustafa Nail Bey’e (ERCİVELEK) gelen emirde Pontoscu Sarı Yani Çetesi’nin Pulathane (Akçaabat) 'den sağladığı bir motor ile kaçmakta olduğu ve bunun yakalanması emrediliyordu.
26 Ekim 1922 olayında Abacı Yanko' dan alınan silahlarla mürettebattan silahsız olanlar da silahlandırıldı. Cephaneleri arttırıldı. Hükümet tarafından yardımcı olarak Jandarma Yüzbaşı Mahmut Bey komutasında atıcı seçme 8 kişilik bir jandarma mangası verildi.
12 Mayıs 1923 tarihinde gün ağarırken Trabzon'un 6 mil açığında Batum rotası üzerinde seyreden bir motor görüldü. Süvari silah başı emrini vererek son yolla üzerine yaklaştı. Alemdar avını bulmuştu ve kaçırmak istemiyordu. Bir saate yakın bir süre izledikten sonra onu yakaladı.
Motordakilerin Pontuscu Sarı Yani çetesinin adamları oldukları anlaşıldı. Trabzon Liman Reisliğinden almış olmaları gereken hareket vize kâğıtlarını alarak Kaptanla elebaşlarının gemiye gelmelerini, kaçarlarsa yakalayıp Trabzon'a götüreceklerini söylediler. Sandal, motora döndü. Alemdar Komutanı Mustafa Nail Bey (ERCİVELEK) Abacı Yanko çetesine yaptıkları gibi; işi kan dökmeden ve çatışmaya girmeden çözmek istiyordu, ancak buna olanak olmadığını anlamakta gecikmediler. Alemdar'ın ateş gücü motordakilerin gücünden çok azdı. Alemdar'daki 19 mavzere karşı motorda 50 tüfek vardı. Ancak Alemdardakiler, kolayca kurşun işlemeyen, sac küpeşte siperi arkasında dövüşecekler, buna karşın motordakiler, şiddetli yaylım ateşi karşısında delinecek olan ahşap güvertede kalacaklardı. Motor rahatça batırılabilecekti.
Sandal motora gittikten sonra eşkıyalarda bir kaynaşma oldu. Çok kısa uzaklıktan ateşe başladılar. Alemdar komutanı Mustafa Nail Bey silahlı müfrezeye ateş emrini verdi. Mahmuzlamak için de makine dairesine hücum emrini iletti. Deniz üstünde bir muharebe başlamıştı.
Nişancı olan jandarmaların ve özellikle Teğmen Sururi ve Arif Beyler' in boşa gitmeyen kurşunları, eşkıyanın çoğunu öldürüyordu. Paniğe kapılan çeteciler, Türkler' in eline geçmesin diye kadınları diri diri denize atmaya başladılar.
Alemdar olanca hızıyla motorun üzerine yönelmişti. Onu mahmuzlayıp batıracaktı. Mustafa Nail Bey önlerinde zikzaklar yapan motorun dümencisine ateş etmeleri için Sururi ve Arif Beylere emir verdi. Vurulan dümenci papaz giysiliydi. Yerine bir diğeri geçti, O'da vuruldu. Eşkıyaları yöneten eli silahlı bir papaz daha dümene geçti. Yine zikzaklar başladı. O da vurulunca motor hareketsiz kaldı ve ateş kesildi. Motora yaklaştılar. Gemiden indirilen sandalla Nuri Arif Bey komutasında 8 kişi motora gitti. Aralarındaki açıklık on metre olunca elinde tabancası ile Nuri Arif motora girdi ve motoru Alemdar'a bağladılar. Motorun içi yaralı ve ölülerle doluydu. Sağlam kalıp teslim olanlar, onlara canavarca bakıyorlardı. Çetenin lideri Sarı Yani de ölüler arasında idi. Yaralılara insanlık görevi yerine getirilerek yardım edildi. Silahlar toplandı, Alemdar'a taşındı.
Silahlı 130 eşkıyadan 90 kadarı ölmüştü. Koruma önlemleri sayesinde Alemdar da hiç kimsenin burnu bile kanamamıştı.
Bütün Kurtuluş Savaşımız boyunca vatandaşlarımızı dağa kaldırarak işkence yapanlar, insanlık dışı davranışta bulunanlar geçte olsa adalet önünde hesap verdiler ve kurşuna dizildiler. Alemdar yine eskisi gibi birçok tehlikeleri göze alarak savaş araçlarını ve göçmenleri taşımaya devam etti. Savaş sonuna kadar vatana ve millete değerli hizmetlerde bulundu.
Son olarak Merhum Nurettin PEKER’den devraldığımız tarihi misyon ile Mustafa Nail ERCİVELEK’in değerli eşi Merhum Hadiye ERCİVELEK hanımefendiyi de yad edelim. Nurettin PEKER, Öl Esir Olma adlı eserini hazırlama çalışmaları sırasında 1959 yılının baharında Küçükyalı da ki evlerinde ERCİVELEK ailesini ziyaret eder. Hadiye Hanım ağır bir ameliyat geçirmiştir. Nurettin PEKER Hadiye Hanım’ın yiğitliğinden dem vurarak şu bilgiyi verir. “Hadiye ERCİVELEK Hanım, Alemdar’ın Trabzon-Batum- Novorossisk aralarındaki taşıma ve yaptığı karakollarda Trabzon Nakliyatı Bahriye Kumandanlığının ısrarlarına rağmen rahatça evinde oturmayıp egemenlik uğrunda savaşan kocasının yanından ayrılmadığı Alemdarın maskot ablası olarak elinde dürbün, enginlerde gördüğü düşmanı haber verdiği ve kocasına yardımcı olduğu gerçektir.”
Makalenin hazırlanması sırasında Mustafa Nail Beyin kızı Tezer Sungur (ERCİVELEK) Hanımefendi ile bağlantıya geçerek ondan babası ile ilgili bilgiler istedik Sağ olsun bize aşağıdaki bilgileri yolladılar:
Babam eniştesinin aracılık etmesi ile Bahriye Mektebine girmiş, bu okulda başarılı olarak mezun olmuştur. Bu mektepte talebeyken kendisine sınıf arkadaşı diğer Mustafa ile karıştırılması için Nail adı verilerek, Mustafa Nail olarak anılmaya başlanmıştır. Genç yaşlarda komşu kızı olan annem Havva Hadiye hanımla evlenerek yuva kurmuştur.
İstiklal savaşında aldığı görevlerde bu savaşa neredeyse ailece katıldıkları söylenebilir, çünkü evdeki hanımlar her fırsatta annesi ve kız kardeşi de dahil boş pirinç ve şeker çuvallarından çamaşır dikerek yoksul ve yarı çıplak askerlerin giyinmesini sağlamışlar. Ailemiz Mustafa Nail beyin görevi nedeniyle çok sık yer değiştirmişler, çoğu kere denklerini açmadan başka görev yerlerine gitmişler. Ayrıca annem Hadiye Hanım, Alemdar gemisinde de eşiyle birlikte zaman zaman bulunmuş, Pontus çetelerinin yakalanması olayı sırasında Hadiye Hanım elinde dürbünüyle eşine yardımcı olmuştur. Hadiye Hanım Mustafa Nail Beyden 2 yıl önce 1963 yılında vefat etmiş ve Küçükyalı’daki aile kabristanına defnedilmiştir.”
Not: Mustafa Nail ERCİVELEK’in torunu Maltepe Üniversitesi İletişim Fakültesi, Öğretim Görevlisi Elif SUNGUR Hanımefendi 2008 yılında Gazi Alemdar Müzesine dedesine ait dürbün, meçler ve geminin orijinal sancağını bağışlamıştır. Ayrıca dedesi ile ilgili bu çalışmamda birinci elden bilgilere ulaşmamda büyük destek vermiştir kendilerine teşekkürlerimi sunuyorum.



Yorumlar
Kalan Karakter: