Seçimlere çok az bir süre kaldı. Üstelik erken seçim de gündemde. Peki meclisteki siyasi partiler vatandaşın sorunlarına ne kadar hakim? Ya da vatandaşın sorunlarını çözebilir mi? Ya bizler, halk olarak farkında mıyız bizi kimlerin daha iyi yönetebileceğinden?
Ülkedeki ekonomik bunalım o kadar ileri seviyeye ulaştı ki artık mevcut iktidar takım tutarcasına savunan kitle bile iktidarı savunamaz hale gelmiş durumda. Mevcut iktidarın ise eli kolu bağlı, mücadele etmekten aciz... Tek yapabildikleri tepkilerin yükselmesini engelleyebilmek adına maaşlara zam yapmak.
Hal böyle olunca elbette ki muhalefetin eline çok büyük bir koz geçmiş durumda ancak muhalefetin de iktidardan pek bir farkı yok. Kilitlendikleri nokta çok farklı. Muhalefetin kilitlendiği nokta "Erdoğan gitsin de ne olursa olsun"
Peki "Erdoğan nasıl gidecek?"
Ana Muhalefet Lideri Sayın Kılıçdaroğlu bu güne kadar halka ne çözüm önerdi ki halk artık mevcut iktidarı değil de muhalefeti destekleyecek?
Malum elektrik faturaları cep yakıyor. Muhalefetin bu konudaki çözümü neydi? Kılıçdaroğlu'nun halka sunduğu çözüm ancak elektrik faturasını ödememek olabildi. Elbette ki çözüm bu değildi. Bu örnekleri daha da arttırabiliriz tabii ki. Hal böyle olunca halkın muhalefeti desteklemesi için elinde hiçbir şey olmamış oluyor ve görünen o ki halk yine "kötünün iyisidir" ya da "ülkeyi yönetecek başka kim var" diyip oyunu Erdoğan'dan yana kullanacak.
Başka Seçenek Yok Mu?
Tam bu noktada yazımızın başlığı geliyor akla "Başka Seçenek Yok Mu?"
Elbette ki çözüm üretmekten geçiyor. Ancak bu öyle lafla "üreteceğiz" demekle olmaz. Halka inmek, özellikle çiftçinin ve hayvancılıkla uğraşanların dertlerini dinlemek gerekiyor.
Ana muhalefet bunu yapmıyor. Daha doğrusu hakkıyla yapmıyor. Peki yapan yok mu? Elbette ki var. Vatan Partisi Türkiye'nin dört bir tarafında "Üretim Devrimi" adını verdiği kurultaylarıyla çiftçilerin vatandaşların dertlerini dinliyor. Üstelik öyle muhalefetin sokakta kameralar karşısından vatandaşı dinleyip sırtını sıvazlayıp, "haklısın" diyerek geçiştirmiyor. Örneğin Rize'de yapılan Üretim Devrimi Kurultayı'nda olduğu gibi hazırlanmakta olan Çay Kanunu teklifinin geri çekilmesine vesile oluyor yaptığı eylem ve söylemlerle. Tütün çiftçisiyle birlikte mücadele ediyor. Traktörü haczedilen çiftçinin sesi oluyor.
Durum bundan ibaretken hala "Başka Seçenek Yok Mu?" diye sormanın bir alemi var mı onu da ben bilemedim...
Yorumlar
Kalan Karakter: