“Biz kimsenin düşmanı değiliz; yalnız insanlığın düşmanı olanların düşmanıyız” sözünün sahibi, çok ileri görüşlü büyük lider Atatürk, kendi döneminde milletvekillerinin meclis dışında başka işlerle vakit harcamasından ve bakan olan birilerinin aynı zamanda bir şirketin yönetim kurulu üyesi olmasından dolayı çok rahatsızlık duyuyordu. Bakanlıktan 600 lira maaş alan biri, şirket yönetiminden 1000 lira alıyordu. Bu durumda bakanların tarafsız olması mümkün değildi. Buna izin verilmemeliydi. Bunu etik bulmadığı için genelge çıkararak yasaklamıştır. Daha da ileri giderek, 5 Mart 1931 tarihli oturumda milletvekili aylıklarını 500 liradan 350 liraya düşürerek, kamuda tasarruf önlemlerine milletvekili maaşlarından başlamıştır.
18 Ekim 1935’te Atatürk’e suikast girişiminde bulunacağı iddiasıyla yargılanan 7 kişi, Ankara Ağır Ceza Mahkemesi’nde beraat kararı almıştı. Bu karara, “Mahkeme kararına saygılı olmalıyız; adliye gücü bağımsız olmalıdır” diyerek müdahale etmemiştir.
İzmir’de kendisine ayrılan eve girerken, “Bizim bayrağımızı çiğneyerek buraya girdiler; siz de öcümüzü alın, onların bayrağını çiğneyerek girin” diyenlere, “O komutan hata etmiştir. Bayrak çiğnenmez. Ben onun hatasını tekrar etmem” demiş; Yunan bayrağını yerden kaldırtmıştır. “Ben savaşın facialarını herkesten iyi bilirim; onun için savaş yanlısı olmam” diyerek ulusa, “Yurtta barış, cihanda barış!” diye seslenmiştir. İnsanlığın refah ve ilerlemesinin en övünülecek hareket olduğuna vurgu yapmıştır.
27 Şubat 1938’de hastalığı ilerlediği için Başbakan Celal Bayar, yurt dışından doktor getirtmek ister. Atatürk karşı çıkar: “Şu anda Hatay’ı yurda katmak üzereyken, benim hastalığım duyulursa işler zora girer” diyerek itiraz eder. Atatürk aynı zamanda vatandaşlarını dünya vatandaşı olarak görerek, dünyanın neresinde bir fenalık varsa onu tedavi ederek düzeltme noktasında sorumlu görerek, çağındaki liderler arasında vasfını ortaya koymuştur.
“Efendiler, şimdiye kadar millete yapamayacağım bir şey vaat etmedim” sözünün mimarı Atatürk’ün ana hedefi, Türk topluluğunu milletler arasındaki şerefli mevkisine layık hale getirmekti. Türk milletinde her türlü ilerleme ve gelişme kabiliyeti olduğunu meydana çıkarıp, Türk gençliğini buna inandırmaya çalışmıştır. İnsanlar daima yüksek, temiz, kutsal amaçlara yürümelidir. Çünkü alnı açık, kalbi ve beyni açık insanlar tarafından yönetilen toplumlar başarılı olur diye düşünüyordu.
Bu cennet vatanı düşmandan kurtarıp bize emanet eden büyük lider Atatürk’ü anlayamayan akıl seviyesi düşük, insanlığa hiçbir faydası olmayan karanlık, yobaz kafalara yazıklar olsun!
Yorumlar
Kalan Karakter: