Önceki yazımda insanlık tarihinin en büyük düşmanının yobazlık olduğuna vurgu yapmıştım. Beslendiği kaynak ise cehalettir yazmıştım. Cehaletten beslenen yobazlık sorunu çözümü insanlığın rahat ve huzur bulması demektir. Her ne kadar insanların refah ve huzur bulması herkesin ortak temennisi olmalı diye düşünsek te uygulamada buna karşı olan istemeyen üst akılda denen karanlık bir yapı var gibi görünüyor. Bazı güç sahipleri bu huzuru istemiyor. Dolayısı ile cahil bıraktığı, geri kalmış toplumlardan devşirdiği kullandığı yobaz kafalı tiplerle terör meydana getirerek ülkelerin huzuru baltalamakta ve bundan nemalanmakta milyar dolar değil trilyon dolarlık servetler elde etmektedir.
Ülkeler arasındaki sorunlar kin ve nefretle değil diyalog ile bilgi ile bilim ile çözülebilir. Binlerce yıllık düşmanlıkların hiçbir topluma fayda sağlamadığı tarihte görülmektedir. Bu düşmanlığı dostluğa iş birliğine çeviren Avrupa Birliği en güzel örnek değil midir? Avrupa ülkeleri de cehalet ve yobazlık belasından binlerce yıl çekti ve Rönesans ile yeniden aydınlanma ile bilim ile bugünkü ortak akla dönerek gelişmiş ülke refah seviyesi yüksek ülkeler haline gelebildiler. Düşmanlık ile savaşlarla toplumların ilerleyemediği hiçbirine fayda getirmediği aşikâr ortaya çıktı.
Düşünmek insanda aydınlanma ve şüpheler oluşturur, sorgulamalar bilimsel karşılıklar ile çözülür ve insanlığa fayda getirir. Düşünmek zor ve yükümlülük gerektirdiği için çoğunluk düşünmekten sorgulamaktan kaçınır. Düşünmez. O zaman o çoğunluk adına birileri düşünür, ona uyarak sürüye uymuş olunur. O birileri, düşünmeyen büyük çoğunluğu sürü gibi güder. Liyakat biter. Yolsuzluk azar, Adalet biter, Alt tabaka ezilir, Pahalılık artar, huzur bozulur; geri bir ülke, mutsuz bir toplum ortaya çıkar. Yani cehalet ve yobazlık insanlık huzurunu bozan en büyük sorun olmuştur. Buradan cehaletle mücadelenin asıl verilmesi gereken en kutsal en faydalı mücadele olduğunu görürüz.
Yorumlar
Kalan Karakter: