Seçimlere yaklaşık kırk günlük süre var iken merak edilen, anketler yapılan ve tahmin edilmeye çalışılan seçim sonuçlarının kazananını ve kaybedenini açıklıyorum. Her şart altında kaybeden vatandaş olacak kazanan ise kaybeden halkın bizzat oyları ile seçtiği halkı düşünmeyen, ülkesini değil kendi geleceğini düşünen siyasiler olacaktır. İnanamayan var ise kırk gün sonraki seçimlerden sonra görüşürüz. Gene çocuklarını en iyi okullarda okutup, kendileri saraylarda yaşarken halka porsiyonunuzu küçültün diyerek, ekonomik savaştayız diyerek alay edenlerin kazanacağından hiç şüpheniz olmasın. Onlar bizi idare ettiler onların en iyi şartlarda yetiştirilmiş çocuklarının da bizim çocuklarımızı idare edeceklerinden emin olabilirsiniz.
Oruç tutup, Namaz kılıp bunları ekranlardan her gün gözümüze sokup ben imanlı biriyim benden zarar gelmez psikolojisini yerleştirip, dini otorite sayılan cemaat liderlerini de yanlarına alarak birlikte emekçi halkı ezenler gene kazanacak. Şüpheniz olmasın. Dünyada ve ülkemizde seçim sonuçlarının verdiğimiz oylarla belirlendiğini zannederek avunmayalım. Amerika’da ki başkanlık seçimlerinde olduğu gibi halkın karşısına iki kötüyü çıkarıp bunlardan birini seç demek ne kadar demokratiktir ki? Bu tür seçimlerde sonuçlar ne kadar sağlıklıdır ki?
Finlandiya gibi ileri ülkelerin eğitim sistemini alıp eşitlikçi, ücretsiz ve tüm öğrencilere eşit fırsatlar sunulan eğitim sistemi ile ve eğitimli saygın öğretmenlerle ezberci değil yaratıcı bir nesil yetişmesi neden bazı siyasilerin işine gelmez. En baştan bunu sorgulamalıyız. Halkı cahilleştirip sürüleştirmeye çalışan, gruplaştırıp hayali düşmanlarla mücadele ediyoruz diyerek kutuplaştıran, bölen siyasilere oy vermeye devam ederek ülke sorunlarının çözülemediğini henüz kavrayamadık. Bunu anlarsak eleştiri yapabilen, oy verdiği siyasileri sorgulayan ülke sorunlarına duyarlı, okuyan, düşünen, araştıran seçmen olursak idarecilerimizde kesinlikle iyi olur. Gerisi kendiliğinden gelir. Yasama, yürütme yargı bağımsızlaşır. Adalet olur. Yaşanabilir bir ülke olur. Emeklisi sürünen toplum sınıfından refah seviyesi yüksek toplum sınıfa geçeriz. O zaman seçimin kazananı oluruz.
Proletaryanın evrensel zaferi bir ütopya değildir demiş birileri. Doğrudur. Lakin umudum var mıdır? Umutsuzum. 2023 yılı içerisinde ödenmesi gereken 300 milyar dolarlık dış borcun 1 dolarını bile o borcu yapanlar ödemeyecek. Haksız ihalelerle zenginleşenler ödemeyecek. Son kuruşuna kadar ezilen, alttaki bizler ödeyeceğiz. Ekonomik kriz olarak, fahiş zamlar olarak, ekstra vergiler olarak ve eriyen maaşlar olarak bu borcu biz ödeyeceğimize göre Seçimin kaybedeni biz olacağız. Tıpkı on bin yıldır olduğu gibi altta olduğumuz için ezileceğiz. Kaybedeni belli bir seçim için hayırlı olsun denilebilir mi? Hayırlı olsun diyelim mi?
Yorumlar
Kalan Karakter: