Bunun adı sahtekârlık.
Bunun adı eyyamcılık.
Bunun adı hak yemek.
Ne derseniz deyin, bu yakıştırmalar fazlasıyla yakışır. Çünkü artık tuz da koktu, su da. Yeter artık!
Daha ilk yarı sonunda yayıncı kuruluş çıkıp yorum yapıyor:
“Fenerbahçe fazla etkili olamadı…”
“Hadi yaaa!”
“Fenerbahçe ikinci yarı maçı koparabilir mi?”
“Vay vay…”
İptal edilen gol hakkında tek kelime yok. Bir harf bile yok!
Kardeşim, suç duyurusu mu yapalım?
Yürüyelim mi, yürüyelim!
Yayıncı kuruluşu protesto mu edelim? Edelim!
Üyelikleri iptal mi edelim? Bu saatten sonra ne gerekiyorsa yapalım.
Çünkü bu orta hakem ve VAR’dakiler bir daha maç yönetirse biz büyük takım değiliz. Eğer yönetim de buna sessiz kalırsa yöneticilikleri düşer.
Verilen faul, VAR’ın ve orta hakemin Fenerbahçe’ye ikramıdır.
Pozisyon bize olunca on dakika inceleme, onlara olunca üç saniye! Bu eşit bir yönetim değildi. Yanlı, taraflı ve kasıtlıydı. Tıpkı geçen yıl Onuachu’nun attığı tertemiz golü haksız yere iptal ettikleri gibi.
Şimdi soruyorum: Biz şamar oğlanı mıyız?
Eğer öyleyse, bilelim.
Eğer değilsek, başkanıyla, yönetimiyle, taraftarıyla ayağa kalkma zamanı gelmiş de geçiyor.
Düşünün… İlk yarı oynanırken Ahmet Çakar çıkıp “Trabzonspor sahadan çekilmelidir” diyorsa, Erman Toroğlu “Trabzonspor’un golü buz gibi gol, hiçbir şey yok” diyorsa, oturup düşünmek lazım.
Peki, bu adı sanı duyulmamış hakem atamasının anlamı neydi, biliyor musunuz?
40 bin kişinin önüne yem atmaktı.
Hakem sadece bir golü iptal etmedi; takımın moralini, motivasyonunu, mücadele gücünü de yok etti. Maçı o dakikada bitirdi. Oyuncularımıza net mesaj verdi:
“Bana bir görev verildi, ben o görevi yapıyorum.”
Ben hayatımda bu kadar açık bir şekilde maçı bir taraftan alıp diğer tarafa veren bir hakem görmedim. Bu gece oynanan Fenerbahçe – Trabzonspor maçı, bunun en net örneğiydi.
Fenerbahçe – Trabzonspor maçında yaşananlar, Türk futbolu adına utançtır.
Yorumlar
Kalan Karakter: