Daha dünkü rezalet maçın moral bozukluğu üzerimizden kalkmamışken, bu akşam Başakşehir – Trabzonspor karşılaşmasına çıktık. “Herhalde bugün toparlanırız” diye umduk ama daha takımlar birbirini tartmadan 10. dakikada Visca sağdan topu aldı, derken kontrolsüz ve kayarak gelen F. Ebosele tarafından resmen biçildi. Ben TV başında pozisyonu görünce “EVET, kırmızı!” dedim; Meler önce sarı kart gösterdi, sonra VAR çağırınca kararını değiştirip kırmızıya döndü. Başakşehir 10 kişi kaldı.
Normalde ne beklersin? “Trabzon bastırır, rakibi boğar” dersin. Ama nerdeee… Aynı viteste devam ettik, hatta 10 kişi kalan Başakşehir bizden daha fazla atak yapmaya başladı. Visca mecburen çıkınca yerine Olaigbe girdi ama takımın sol tarafı 15 dakika boyunca tek bir doğru düzgün atak yapamadı.
Ve film kopmaya başladı…
Geçen haftanın iyilerinden Baniya yedek, sahadaki Okay penaltı yaptırıyor. Gereksiz ve saçma bir penaltı. 22. dakikada 1-0 geriye düştük. Olaigbe girdikten sonra sahada sanki “10 kişiye karşı 11 değil, 10’a 10 oynuyoruz” hissi geldi. Rakip eksik ama biz oyunda eksik; hem de en az üç kişi…
Derken 37. dakikada Mustafa Eskihellaç kendi sahasından baktı ki soldan gidemiyoruz, oyun tıkanmış… Uzun bir top attı, hem de öyle bir top ki neredeyse 25 metre fazla mesafeden ve Filipe çaprazdan girdi, vurdu ve golü yaptı: 1-1.
Yine de oyun akmıyor… Olaigbe yok, Okay yok, Oluai vasat. Gitmiyor takım, gitmiyor! Dışarı alınacak çok oyuncu var ama yerine koyacak adam yok. Başakşehir 10 kişi ama Trabzonspor 8 kişi gibi…
45’te Şamurudov öyle rahat vurdu ki, defansımızın tam ortasında 2-1 geriye düştük. Bu oyunu kime yazalım? Ganita Çay Bahçesi’nde ocakta duran Salim’e mi?
İlk Yarı Özeti:
-
Rakip 10 kişi.
-
Onuachu yok ortalarda,
-
Zubkov aldığı her topu eziyor,
-
Olaigbe tam bir balon,
-
Mustafa asist dışında görünmüyor,
-
En önemlisi: 10 kişiye karşı başka bir B planımız yok!
Hakem Performansı?
Kısaca: Karmaşık, tutarsız ama kötü.
-
Visca’ya yapılan faulü önce sarı verdi, sonra VAR uyardı kırmızıya döndü.
-
Başakşehir’in penaltısını yine VAR ile gördü.
-
Onuachu’nun pozisyonunda tacı görmedi, sonra özür dileyip düzeltti.
-
Trabzonspor lehine avantaja bıraktığı pozisyonu, Mustafa bomboş gidiyorken durdurup faul verdi. Deja-vu: Gaziantep maçındaki hatanın aynısı.
İkinci Yarı
“Sence ne olur?” diye sorarsan… Vallahi ben de bilmiyordum.
60’a kadar sağ çalışmıyor, sol zaten çalışmıyor. Olaigbe aldığı her topu ya kaybetti ya faul yaptı. Hocamız belli ki oyundan memnun ki değişiklik bile gelmedi. Derken Jabol çıktı, Muçi girdi. “Hadi Muçi, hadi Oliagbe, yanıltın bizi!” dedik.
74’te Onuachu itiraz etmezse penaltı güme gidiyordu. Okay’ınkinden çok daha net pozisyondu. 2-2 yaptı. Zubkov sola geçti, Olaigbe hâlâ ortada yokken Muçi ceza sahası içinde nefis bir plase bıraktı, 3-2 öne geçtik. Ama 10 kişi kalan rakibe karşı bile hâlâ oyunun kontrolü bizde değil.
Ve korktuğumuz an geldi… Baniya’yı oyuna alıp Okay’ı tutturun diye içimden geçirirken, defansın önünde yanlış pozisyon alan oyuncular yüzünden arka direğe seken topu Bertuğ boş kaleye yuvarladı: 3-3.
-
Kötü oynuyoruz,
-
Kötü oynayanları koruyoruz,
-
Yedekleri küstürüyoruz,
-
Ve inat ediyoruz…
Ama futbol bu ya…
Son saniyede Muçi öyle bir gol attı ki, sezonun en güzel gollerinden biri. 4-3 kazandık. Hocamız sanki şampiyon olmuş gibi sevindi. Biz de gole sevindik ama oynanan futbola sevinemedik.
Evet, Muçi’yi kazandık.
Evet, Oliagbe de kazanılabilir.
Ama geçen haftanın iyisi Baniya neden kenarda çürüyor?
Bu takım neden hâlâ 10 kişiye karşı 8 kişi gibi oynuyor?
Neden bir oyun planımız yok?
Yazık… Galibiyeti bile zorla koruyoruz.
Skor var ama oyun yok. Hırs var ama akıl yok.
Bu sezon hem çok şey kazanabiliriz… hem de çok şey kaybedebiliriz.
Yorumlar
Kalan Karakter: