Bu maçı yorumlamayacağım. Çünkü ortada yorumlanacak bir maç yok. Maç başladı, maç bitti… O kadar.
Ne şampiyonluğa oynayan bir takım havası var, ne istek, ne arzu. 90 dakika boyunca sahadaki hava “maç bitse de gitsek”ti. Bir de buna eklenen aşırı özgüven… İşte o özgüven ve şişirme hali, yediğimiz ilk golün de temel sebebi oldu.
19 yaşındaki bir oyuncuyu topyekûn şişirirsek sonuç bu olur. Ha, sanılmasın ki Oluai’ye kötü laf ediyorum; asla! Bunu kabul etmem. Ama arkadaş, bu kadar da şişirmeyelim. Adamın olacağı varsa olur da, önünü kesmeyelim.
Bu arada bana mı öyle geldi bilmiyorum ama sanki Oluai bu maçta 6 numara gibi oynatıldı. Oluai’den 6 numara olmaz! Hücumdayken bu kadar içeri girmesi doğru değil. Olmaz yani…
Bir de şu tek pas meselesi… Bu genç arkadaşımıza birilerinin bunu öğretmesi lazım.
Sağ olsun Hüseyin, ilk defa bir maç kazandıracaktı bize; iki penaltı verdi. Ama dedim ya, aşırı özgüven… Allah aşkına Onuachu, böyle penaltı mı atılır? Sen ne zaman penaltı attın da şimdi aklına geldi? İlkini kaleci az kalsın çıkarıyordu, ikincisini de aynen atıyorsun.
Bu arada canlı yayında hakeme alenen “o… ç…” diyen teknik adamın bu ilk vukuatı da değil. Bakalım bu sefer ne olacak?
Son söz olarak şunu söyleyeyim:
Mantığını çözemediğimiz bir oyun anlayışıyla oynanan 90 dakika izledik. Ne yaptığını bilmeyen bir oyuncu topluluğu vardı sahada. Bana göre bu oyuna 1 puan bile fazla.
Takımda sol bek yok, sol açık yok ama inatla soldan oynuyoruz. Pina dökülüyor. Norveçli hiç umut vermiyor. Augusto sahada yok.
Hem Sikan’ı hem Olaigbe’yi neden gönderiyorsun? Cihan’ı da bu maçtan önce gönderdin. Eeee? Topu ileri taşıyacak adam kalmamış.
Vallahi anlayan varsa, bana da anlatsın…
Bu maç için ikinci düşündüğüm başlıkta: Klasik TRABZONSPOR ummadık anda yine puan kaybı.
Yorumlar
Kalan Karakter: