Her hafta aynı şeyleri yazmaktan, aynı hatalara işaret etmekten insan gerçekten yoruluyor.
Aynı senaryo, aynı sorunlar…
İsteksiz, yavaş bir oyun.
Sonra da “kaleci kurtarsın.”
Nitekim bu maçta da öyle oldu.
Kaleci ilk 45 dakikada üç-dört kez aynı hatayı yapar mı?
Yapar işte.
10 kişi kalan Kayserispor’a gol yemememiz ilk yarıda adeta mucizeydi.
Dorukhan kırmızı kartı gördüğü anda içimden “Eyvah” dedim.
“Biz geri çekiliriz, Kayseri bastırır.”
Ve tam olarak öyle oldu.
Ortada bir orta saha var ama pamuk şekeri gibi…
Dağılıp gidiyor.
Ortada tek başına ayakta duran bir temel direk var: Onuachu.
Trabzonspor’un son iki yıldaki adeta taşıyıcı kolonu.
Takım sıkıştığında, oyun kilitlendiğinde, hücum tıkandığında
hep o çıkıyor sahneye.
Biraz sağdan soldan destek gelse, biraz akıl gelse oyuna
neler olacak neler…
Ama bizimkilerin aklı ancak 40. dakikalarda geliyor.
İşin en tuhaf tarafı şu:
Kayserispor 10 kişi kalmasına rağmen ilk 45 dakika bizden daha iyi oynadı.
Benim aylardır eleştirdiğim de tam olarak bu.
Maç 3-0 olmuş, dakika 80.
Üç oyuncu oyuna giriyor.
Ama kimler?
Futbolu bırakmaya ramak kalmış oyuncular.
Gençler kulübede bekliyor.
Sonra ne oluyor?
Bir anda skor 3-1.
Az daha 3-2 olacak…
Ve maç bitiyor.
Şimdi sormak lazım:
Rakip 10 kişi kalmış.
Sen üç gol atmışsın.
Böyle rahat bir maçta bile neden oyunu rölantiye alıp kendini strese sokarsın?
İşte aylardır yazıp çizdiğim Trabzonspor gerçeği tam da bu.
Bu maç, bütün eleştirilerin kısa bir özeti gibiydi.
Yorumlar
Kalan Karakter: