Bizimki de iş işte…
Maç yorumu yapmak, eleştirmek, gördüğünü yazmak.
Bazılarına göre akıl vermek.
“Ne uğraşıyorsun, neden kafa yoruyorsun arkadaş?
Kadro kurulmuş, maç oynanıyor, bırak işine baksınlar.”
İnsan bazen gerçekten böyle demek istiyor.
İlk 45 dakikanın yorumunu yapacaksın mesela…
“Boşver ya, gidiyor işte takım” diyeceğim…
Ama diyemiyorum.
Çünkü takım gitmiyor… gidemiyor.
Orta sahaya bakıyorum;
“Kim düşündü bu orta sahayı, kim sahaya sürdü?” diye soracağım ama artık onu da diyemeyecek hale geldik.
Allah aşkına, orta saha yok gibi!
Tim var, tamam güzel… yanında Olai var, o da tamam…
Ama başka kim var?
Mustafa, Augusto sahada adeta kayboluyor; pamuk şekeri gibi eriyip gidiyorlar.
İlk aklıma gelen soru şu oluyor:
“Zubkov sakat mı?”
Hayır… kadroda.
E o zaman neden ilk on birde yok?
Bunu da sorasım geliyor ama kızarlar diye insan çekiniyor.
Ben yazmaktan bıktım artık:
Bu tempoyla olmaz!
Olmuyor da zaten…
Üçüncü bölgede üretken oyuncun yok.
Ama Zubkov kenarda oturuyor.
Bana kalırsa Tim’in yerinde Olai oynasa daha doğru olur gibi geliyor.
Bir de şu ortalar…
Ne zaman öğreneceksiniz yüksek orta yapmayı?
Çünkü ortayı yaptığınız yerde şu anda ligin gol krallığında zirvede olan, iki metre boyunda ve en çok kafa golü atmış bir santrforumuz var.
Hatırlatayım dedim sadece.
Sonra ne oldu?
İkinci yarı Zubkov girdi…
Ve hemen golü attık.
Orta saha biraz toparlanır gibi oldu.
Sonra Pina girdi, takım yavaş yavaş normal kadrosuna döndü.
Yine hatalar hataları kovaladı ama en azından ilk yarıdaki o kötü futbol biraz olsun toparlandı.
Ve ilginçtir…
Bu kadar kötü futbolla lig ikinciliğine de ortak olduk.
Ne diyelim?
Hayırlı olsun…
Yorumlar
Kalan Karakter: