Maç başlamadan önce kadrolara baktığımda açıkçası büyük bir avantajın Trabzonspor’da olduğunu düşündüm. Gençlerbirliği, ligde kalma mücadelesi verdiği için dört önemli oyuncusunu dinlendirmişti. Bouchouari sahadaydı ama Folcarelli yoktu. Ne yapacağı pek kestirilemeyen Zubkov ilk on birdeydi, Augusto yedekti . Son haftaların formda isimlerinden Ozan kulübede, geçen haftanın etkili oyuncularından Umut da yedekti.
Kısacası, önümüzdeki hafta Trabzonspor’u Trabzon’da yenmek zorunda kalacak olan Gençlerbirliği, adeta ikinci takımıyla sahaya çıkmıştı.
Ancak sahadaki görüntü, kağıt üzerindeki avantajı hiç yansıtmadı.
İlk Yarı: Futbol Adına Yok Hükmünde
İlk 45 dakika tam anlamıyla “al gülüm, ver gülüm” şeklinde geçti. Trabzonspor rakip kalede tek bir ciddi pozisyon bile üretemedi.
Bir arkadaşım ilk yarıyı şöyle özetledi:
“Bir bardak sodayı önümüze koyup baloncuklarını izlesek, Gençlerbirliği–Trabzonspor maçının ilk yarısından daha anlamlı ve kaliteli bir şey izlemiş olurduk.”
Gerçekten de bundan daha iyi anlatılamazdı.
Trabzonspor’un ilk yarı istatistikleri oldukça düşündürücüydü:
Toplam şut: 0
Kaleyi bulan şut: 0
Gol beklentisi : 0
Evet, yanlış okumadınız. Koca bir ilk yarı boyunca rakip kaleye doğru düzgün bir tehdit oluşturulamadı.
İkinci yarıda da tablo değişmedi. Karşınızda yedek ağırlıklı, hatta 18 yaşındaki genç oyuncularla mücadele eden bir takım var; ama siz hâlâ oyuna hükmedemiyorsunuz.
Kimse bana “tek maç”, “Ankara deplasmanı”, “kupa atmosferi” gibi mazeretler anlatmasın. Bu kadroyla, bu rakibe karşı çok daha etkili bir futbol beklemek herkesin hakkıydı.
Dakikalar 61’i gösterdiğinde beklenen oldu. 2008 doğumlu genç bir oyuncu, attığı müthiş golle Gençlerbirliği’ni 1-0 öne geçirdi.
Bu gol, hem Fatih Tekke’yi hem de Trabzonspor’u adeta uyandırdı.
Değişiklikler ve Geciken Tepki
Golden sonra oyuncu değişiklikleri geldi. Ancak insanın aklına şu soru takılmadan edemiyor:
“Bu kadar geç gelen reaksiyon olmasa, bu maç çok daha rahat kazanılamaz mıydı?”
Hayatta birçok insan için en büyük tutkularından biri futboldur. Biz Trabzonsporlular için ise Trabzonspor sadece bir takım değil, bir yaşam biçimidir. Bu nedenle sahadaki isteksiz ve etkisiz görüntü doğal olarak taraftarı üzüyor.
Dakikalar 78’i gösterdiğinde kullanılan kornerde Gençlerbirliği’nden Arda’nın ters kafa vuruşu topu kendi ağlarına gönderdi ve skor 1-1 oldu.
Bu gol, Trabzonspor’un maça geç de olsa ortak olmasını sağladı.
Ancak asıl sahne 90. dakikada geldi.
Ernest Muci, “Bu maç böyle bitmez” dercesine ceza sahası dışından kendisine yakışır çok klas bir gole imza attı. Attığı bu golle yalnızca maçı değil, adeta hem Fatih Tekke’yi hem de Trabzonspor’u ipten aldı.
Trabzonspor, çok kötü oynadığı, uzun süre oyuna ağırlığını koyamadığı bir karşılaşmayı son dakikalarda bulduğu gollerle 2-1 kazanarak Türkiye Kupası’nda yarı finale yükseldi.
Futbolda bazen iyi oynamadan da kazanırsınız. Bu maç da tam olarak böyleydi.
Ama şu bir gerçek:
Böylesine zayıf ve eksik bir rakip karşısında sergilenen futbol, Trabzonspor adına ciddi soru işaretleri bıraktı.
Neyse ki sahneye Muci çıktı.
Ve bazen bir oyuncunun tek vuruşu, koskoca bir gecenin bütün hikâyesini değiştirir.
Unutmayalım Finalde oynayacağımız Konya bir Gençlerbirliği değil
Yorumlar
Kalan Karakter: