Geçen haftadan başlayayım…
Maça gitmek için çıktım ama stat kapısından geri dönmek zorunda kaldım. Trafik yüzünden yarı yoldan eve dönüp maçı ekrandan izlemiştim. Bu kez tedbirli davrandım; maça tam iki saat kala yola çıktım. Stadın çevresine adeta barikat kurulmuş gibi, 50 metrede bir görevli. Ağır aksak da olsa tribündeki yerimizi aldık.
Aldık da ne oldu? Yine aynı gürültü, aynı müzikler, aynı curcuna. Allah aşkına, biri şu stattaki müziklere el atsın! Maç başlıyor ama ilk 15 dakika kendimize gelemiyoruz!
Gelelim kadrolara… Kâğıt elime geçtiğinde dikkat ettim: Trabzonspor’un ilk 11’inde 3 Türk futbolcu, Samsunspor’un 11’inde ise 4 Türk futbolcu vardı. Toplamda Trabzonspor kadrosunda 10, Samsunspor’da 8 Türk oyuncu. Koca maçta 21 yabancı isim sahadaydı.
Maça “temkinli başladık” demek isterdim ama kendi evinde, bu kadar seyircinin önünde sürekli temkinli oynamak yakışmıyor. Neyse ki belki de son 2-3 yılın en güzel paslaşmasını yapıp en şık gollerinden birini attık. Gol geldiğinde içimden “İnşallah bu golün üzerine yatmayız.” dedim. Ama maalesef tam da öyle oldu. Resmen golün üstüne yattık!
Hocaya soruyorum:
Hazırlık maçlarında bile oynatmıyorsun Cihan’ı, ama baskı yediğimiz son 9 dakikada ne bekliyorsun da Zubkow’u çıkarıp Ozan Tufan’ı oyuna alıyorsun? Ozan sahada yoktu! 40 bin kişi tribünde, ama gol dışında dişe dokunur pozisyon yok. İş kalıyor Uğurcan’a… Yine iki net gol pozisyonunu çıkardı da skor öyle korundu.
Ama bu işler böyle gitmez! Bu seyircinin önünde, evinde oynamayacaksan hangi maçta oynayacaksın?
Ozan, Okay, Cihan, Serdar, Visca derken; U19’dan gelen gençlerin kalbini kırdınız, özgüvenlerini tüketiyorsunuz.
Şimdi soruyorum hocam:
UEFA’da final oynayan gençlerden Ozan Tufan kadar oynayacak 2-3 adam çıkmaz mıydı? Bu çocuklar bu kadar yetersizse nasıl final oynadılar?
Ligin 5. haftasına giriyoruz, hâlâ “8 numara lazım, 10 numara lazım.” diyoruz.
Ben ise diyorum ki: Bu saatten sonra bu takımdan hiçbir numara olmaz…
Yorumlar
Kalan Karakter: