1840’ların Amerika’sında insanlar Oregon Yolu’na düşüyordu.
Batı’ya gitmek için… Yeni bir hayat kurmak için… Belki sadece aç kalmamak için…
Aylar süren yolculukta, yol kenarlarında garip bir mezarlık oluşuyordu.
İnsanlar en değer verdikleri şeyleri çöle bırakıyordu.
Çünkü hayat bazen insana şunu yapıyor: Ya yükünü bırakıyorsun… Ya yolda kalıyorsun.
Bugün dönüp kendi hayatımıza bakınca o vagonları daha iyi anlıyoruz.
Çünkü artık kimse sadece bedenini taşımıyor bu ülkede.
Sabahın köründe servis bekleyen işçi, uykusunu taşıyor. Mutfakta çayın altını kısan anne, geçim derdini taşıyor. Emekli adam, torununa harçlık verememenin utancını taşıyor. Plazada çalışan genç kadın, her gün biraz daha tükenen ruhunu taşıyor.
Ve herkesin yüzünde aynı yorgunluk:
“Sanki çok uzun zamandır dinlenememiş gibi…”
Bu çağın en büyük yalanı ne biliyor musunuz?
“Güçlü ol.”
Herkes güçlü görünmeye çalışıyor. Kimse dağıldığını söyleyemiyor. Kimse yoruldum diyemiyor. Çünkü bu düzende kırılanı değil… Susup devam edeni alkışlıyorlar.
O yüzden insanlar artık yaşamıyor. Sadece dayanıyor.
Ay sonuna… Mesaiye… Borçlara… Yalnızlığa… Görülmemişliğe…
Bir ülkenin insanı bu kadar sessiz yoruluyorsa, orada sadece ekonomi bozuk değildir. İnsanların içi de çökmüştür.
Bakın etrafınıza… Ne çok kırgın insan var.
Çocukken aşağılanan adamlar… Yıllarca sevilmediği halde gitmeyen kadınlar… Bir özür duymadan yaşlanan insanlar… İş yerinde ezilip eve susarak dönen işçiler…
Herkes sırtında görünmez bir çuval taşıyor.
İçinde eski cümleler var. “Sen beceremezsin.” “Senin neyine?” “Bir şey olmaz senden…”
İnsan bazen bir anıyı değil… Kendine söylenmiş bir cümleyi ömür boyu taşıyor.
Sonra nefes alamıyor.
Sanıyor ki hayat zor.
Hayır… Bazı yükler artık ruha fazla geliyor.
Çünkü insanın omzu et taşır… Ama kalbi her şeyi taşıyamaz.
Ve belki de büyümek dediğimiz şey; her şeyi yanında götürmek değil, bazı şeyleri geride bırakmayı öğrenmektir.
Bir kırgınlığı… Bir ihaneti… Bir eksikliği… Belki yıllardır içini kemiren o eski sesi…
Bırakamayan insan ilerleyemiyor.
Tıpkı Oregon Yolu’ndaki o insanlar gibi…
Çünkü bazen mesele yolun uzun olması değildir.
İnsan, geçmişini indirmeye kıyamıyordur.
Yorumlar
Kalan Karakter: