Orta sınıf yok oluyor.
Ama merak etmeyin, panik yapacak bir şey yok.
Çünkü grafikler “dengeli”, tablolar “umut verici”, açıklamalar “tatmin edici”.
O biraz abartıyor tabii.
Gençler yoksul.
Ama sorun yok; nasıl olsa “gençlik sabırlıdır”.
Hayal kuramasalar da olur, zaten hayaller dövizle ölçülüyor.
Diploma var, iş var, gelecek yok…
Ama olsun, buna da “geçiş süreci” deniyor.
Emekliler çaresiz.
Bir ömür çalışmışlar, üretmişler, devleti ayakta tutmuşlar…
Bugün markette fiyat sormadan alamıyorlar.
Ama bu da normal; çünkü onlara göre yaşlılık, sessizce yok olma sanatı.
Çalışanlar borçlu.
Maaş ayın başında yatıyor, ayın ortasında “hatıra” oluyor.
Kredi kartı olmasa hayat duracak.
Ama endişe etmeyin, buna da bir isim bulundu:
“Finansal disiplin.”
Bütün bu tabloya bakıp hâlâ “denge” diyenler var.
Ne güzel kelime değil mi?
İçi boş ama sesi tok.
Milletin boğazına kadar borca battığı yerde denge arayanlar, teraziyi kasada unutmuş belli.
Türk milliyetçiliği; kürsüde hamaset, ekranda slogan değildir.
Türk milliyetçiliği, milletin cebine bakabilme cesaretidir.
Eğer cebinde delik varsa, bayrak sallamak yetmez.
Orta sınıf çökerse, devlet ayakta kalamaz.
Bu bir ideoloji meselesi değil, matematik meselesidir.
Ama bazıları matematiği de severek unuttu.
Bugün millete reva görülen şey refah değil; alışma programıdır.
Azla yetinmeye, susmaya, şükürle idare etmeye alıştırma…
Yarın daha da azına razı gelsin diye.
Unutulmasın:
Millet fakirleşirken “denge” anlatanlar, zenginleşmenin adını da vatanseverlik koyar.
Ama tarih bu numaraları sever, halk sevmez.
Ve tarih notunu düşer:
Milletle teması kopanlar, eninde sonunda gerçekle de bağını koparır.
Gerçek ise serttir.
Kinayeyi kaldırır, ama masalı affetmez.
Yorumlar
Kalan Karakter: