Tarih bazen garip bir çelişkiyi insanın yüzüne tokat gibi çarpar.
Dünyayı yönettiğini sananlar vardır...
Haritaları cetvelle çizenler...
Milletlerin kaderini masa başında belirlediğini düşünenler...
Finansın, siyasetin ve küresel güç ağlarının içinde kendilerini yenilmez görenler...
Ama sonra karşılarına bir adam çıkar.
Ve bütün hesaplar bozulur.
O adamın adı Mustafa Kemal Atatürk'tür.
Bugün arşivlerde, hatıratlarda ve dönemin siyasi tartışmalarında karşımıza çıkan değerlendirmeler gösteriyor ki; Atatürk yalnızca Anadolu'nun kaderini değiştirmemiş, bölgeye yönelik birçok hesabı da altüst etmiştir. Emperyal projelerin önüne çekilen en büyük setlerden biri olmuştur.
Çünkü Mustafa Kemal sıradan bir devlet adamı değildi.
O, daha Cumhuriyet'in ilk yıllarında bağımsızlığın yalnızca cephede kazanılmayacağını görmüştü.
Ekonomide bağımsız olacaktın.
Siyasette bağımsız olacaktın.
Kültürde bağımsız olacaktın.
Kararlarını Ankara'da alacak, başkentini başka ülkelerin koridorlarına taşımayacaktın.
İşte bu anlayış, küresel güç odaklarını rahatsız etti.
Çünkü onlar itaat eden ülkeler istiyordu.
Mustafa Kemal ise başı dik bir millet yetiştiriyordu.
Ancak asıl acı olan dışarıdakiler değildir.
Asıl acı olan, bu milletin bağrından çıkıp kendi tarihine sırt dönenlerdir.
Dünyanın saygıyla andığı bir lideri karalamak için yıllardır aynı yalanları dolaşıma sokarlar.
"Selanikli Yahudi" derler. Belge gösteremezler.
"Kemal değil Kamal" derler. Kaynak gösteremezler.
"Ataput" derler. Ama Cumhuriyet'in onlara sağladığı özgürlükle bunu söylediklerini fark etmezler.
İki satır tarih okumadan hüküm verirler.
Arşiv görmeden ahkâm keserler.
Düşünmek yerine ezberlerler.
Araştırmak yerine tekrarlarlar.
Ve farkında olmadan, bu millete diz çöktürmek isteyenlerin değirmenine su taşırlar.
Tarihin en büyük ironilerinden biri de budur.
Dışarıdaki güçlerin yıkamadığını, içerideki cehalet yıkmaya çalışır.
Atatürkçülük işte tam da bu nedenle yalnızca bir siyasi tercih değildir.
Türk milletinin bağımsız yaşama iradesidir.
Türk milliyetçiliğinin çağdaş dünyadaki en güçlü ifadesidir.
Göktürklerden gelen devlet şuuru...
Selçuklu'dan gelen teşkilat aklı...
Osmanlı'dan gelen devlet tecrübesi...
Cumhuriyet'te yeniden hayat bulmuştur.
Mustafa Kemal Atatürk;
Milletini emperyalist kurtlar sofrasından çekip çıkaran adamdır.
Yokluk içindeki bir ülkeye fabrikalar kuran adamdır.
Demir ağlarla Anadolu'yu ören adamdır.
Kul olmaya alıştırılmış bir topluma vatandaş olmanın onurunu hatırlatan adamdır.
Bu yüzden mesele yalnızca bir lider meselesi değildir.
Mesele bağımsızlık meselesidir.
Mesele milli egemenlik meselesidir.
Mesele Türk milletinin kendi kaderine sahip çıkma meselesidir.
Bugün hâlâ Atatürk'e saldıranların ortak özelliği, onun temsil ettiği bağımsızlık fikrinden rahatsız olmalarıdır.
Çünkü Mustafa Kemal'in adı yalnızca bir insanı değil, bir duruşu temsil eder.
Boyun eğmeyen bir duruşu...
Teslim olmayan bir duruşu...
Türk milletine güvenen bir duruşu...
Ve tarih göstermiştir ki;
Onlar plan yapar.
Türk milleti zor zamanlardan geçer.
Ama sonunda o planları bozacak bir irade mutlaka çıkar.
Dün Mustafa Kemal'di.
Bugün de onun emanetine sahip çıkan milyonlardır.
Ve o bağımsızlık meşalesi, bu topraklarda sonsuza kadar yanmaya devam edecektir.
Ne Mutlu Türk'üm Diyene!
Ne Mutlu Atatürkçüyüm Diyene!
Yorumlar
Kalan Karakter: