Bir takvim yaprağı değil bu.
Bir milletin kaderini kendi elleriyle yazmaya karar verdiği gün.
Haritalar masa başında çizilmişti.
“Türk bitti” diyenler, aslında kendi vicdanlarının iflasını ilan ediyordu.
Ve tam o anda, Ankara’da bir cümle kuruldu:
Kısa, soğuk, tartışmasız
“Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.”
Bu, bir yönetim biçimi değişikliği değil;
Bir zihniyet devrimiydi.
Bir Gün Değil, Bir İrade
23 Nisan, sadece bir bayram değildir.
Bir milletin, vesayeti reddedip sorumluluğu üstlenme cesaretidir.
Kul olmaktan yurttaş olmaya geçişin,
Boyun eğmekten söz sahibi olmaya yükselişin adıdır.
Bu yüzden 23 Nisan, sadece geçmişe ait bir hatıra değil;
Her neslin yeniden vermesi gereken bir sınavdır.
O Meclisin Gerçek Gücü
O gün ne vardı?
Ne güçlü bir ordu,
Ne dolu bir hazine,
Ne de garantili bir gelecek…
Ama bir şey vardı:
İrade.
Çatısı akan bir binanın altında toplanan o insanlar,
Aslında bir devlet değil, bir karakter inşa ediyordu.
Çünkü egemenlik;
Sadece alınmaz, taşınır.
Ve en çok da zor zamanlarda taşınır.
Emanetin Ağırlığı
Bu günün çocuklara armağan edilmesi bir tesadüf değildir.
Çünkü gelecek, mirasla değil; bilinçle korunur.
Eğer bir millet çocuklarına sadece geçmişini anlatıyorsa,
Ama yarın için bir ufuk çizemiyorsa,
Egemenlik kağıt üzerinde kalır.
Gerçek milliyetçilik;
Sınırları korumaktan önce, o sınırların içini doldurabilmektir.
Bilimle, akılla, adaletle…
Bugün
Bugün mesele, 23 Nisan’ı kutlamak değil;
Onu anlayabilmektir.
Çünkü egemenlik, bir kez kazanılıp rafa kaldırılacak bir hatıra değil;
Her gün yeniden hak edilmesi gereken bir sorumluluktur.
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlu olsun.
Yaşasın tam bağımsız Türkiye.
Ne mutlu Türk’üm diyene.
Yorumlar
Kalan Karakter: