Tiyatro Büyük, Sahne Ankara, Figüran Yine Demokrasi!
Memleketin çivisi çıktı demiyorum artık…
Çiviyi söktüler.
Yerine ne olduğu belli olmayan bir düzenek kurdular.
Düğmesine kim basıyor, kimi susturuyor, kimi tasfiye ediyor; millet sadece sonucu görüyor.
Geçtiğimiz günlerde Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nden çıkan karar, siyasetin tam ortasına düştü.
“Mutlak butlan” dediler.
Yani koskoca bir kurultayın, milyonların iradesinin, hukuk diliyle “yok hükmünde” sayılması…
İnsan ister istemez durup düşünüyor:
Bu ülkede sandığın hükmü ne kadar sürüyor artık?
Oy veriyoruz…
Delegeler seçiliyor…
Kurultay yapılıyor…
Sonra bir gün bir karar çıkıyor ve bütün siyasi hafıza başa sarılıyor.
Ardından Türkiye’nin canını acıtan görüntüler geldi.
Ana muhalefet partisi çevresinde yaşanan sert polis müdahaleleri, arbede görüntüleri, gazlar, itiş kakışlar…
Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet’in başkentinde, siyasetin bu kadar gerilmesi insanın içine dokunuyor.
Çünkü mesele artık sadece bir parti meselesi değil.
Mesele, bu ülkede siyasetin nasıl şekilleneceği meselesi.
Ama madalyonun tek yüzü yok.
Mahkeme kararları ne kadar tartışmalı olursa olsun, hukukun üstünlüğünü savunduğunu söyleyen bir siyasi hareketin de öfkeyle değil akılla hareket etmesi gerekir.
“Bu kararı tanımıyoruz” diyerek gerilimi büyütmek, siyaseti daha da kilitli bir alana sürüklüyor.
Hele ki kurultay sürecine dair tartışmalar toplumun hafızasında hâlâ canlıyken…
Demokrasi sadece sandık kazanmak değildir.
Kriz yönetebilme olgunluğudur da.
Şimdi gelelim işin başka tarafına…
Aylarca “normalleşme” dendi.
“Müzakere” dendi.
“Yeni siyaset dili” dendi.
Peki sonuç ne oldu?
Parti içindeki çatlaklar büyüdü.
Siyasi hazırlıksızlık derinleşti.
Ve bugün gelinen noktada ana muhalefet, kendi iç kavgasının ortasında savrulan bir görüntü veriyor.
Sert konuşmak kolaydır.
Kalabalığa hitap etmek kolaydır.
Ama siyaset biraz da yaklaşan fırtınayı önceden görebilmektir.
Asıl soru şimdi burada başlıyor:
Bütün bunlar neden tam da şimdi yaşanıyor?
Önümüzde kritik bir NATO Zirvesi var.
Dünya liderleri Ankara’ya gelecek.
Türkiye’nin iç siyaseti, dış dünyanın gözünün önünde olacak.
İnsan ister istemez düşünüyor…
Bu kadar kritik bir dönemde, ülkenin ana muhalefetinin yargı krizleriyle, iç gerilimlerle ve sokak görüntüleriyle gündeme gelmesi sadece bir tesadüf mü?
Belki öyledir.
Belki değildir.
Ama bu ülkede yaşayan insanlar artık zamanlamaların tesadüf olduğuna kolay kolay inanmıyor.
Çünkü bu millet çok şey gördü.
Darbeler gördü.
Muhtıralar gördü.
Yargının siyasetin içine nasıl çekildiğini de gördü, siyasetin hukuku nasıl yorduğunu da…
O yüzden bugün herkesin dönüp aynaya bakması gerekiyor.
İktidar da…
Muhalefet de…
Çünkü halk artık yoruldu.
Vatandaş sabah market fiyatıyla kavga ediyor.
Akşam faturayla boğuşuyor.
Gençler bavul hazırlıyor.
Emekliler ay sonunu hesaplıyor.
Ankara ise hâlâ koltuk savaşlarıyla meşgul.
Ve en acısı ne biliyor musunuz?
Bu ülkenin insanı artık hiçbir şeye şaşıramıyor.
Oysa Cumhuriyet, şaşırmayı kaybetmiş toplumların değil; umudunu koruyabilen insanların omzunda yükselir.
Atatürk’ün emanet ettiği bu memleket, ne hukukun gölgesinde siyaseti dizayn etmeye çalışan anlayışlara ne de basiretsizliği siyaset sananlara bırakılmayacak kadar değerlidir.
Kendinize gelin.
Yorumlar
Kalan Karakter: