Bazıları vatanı, haritada cetvelle çizilmiş sınırlar sanıyor.
Oysa vatan; gecenin üçünde duyulan silah sesidir.
Bir babanın, çaresizlikten dişlerini sıkarak sustuğu andır.
Ve tarih…
Sadece kazananların yazdığı parlak cümlelerden ibaret değildir.
Tarih bazen yakılan köylerin isi, bazen yetim kalan çocukların sessizliğidir.
Bugün sosyal medya konforunda ahkâm kesenler, işgalin ne olduğunu bilmiyor.
Çünkü onların gördüğü savaş; siyah beyaz belgesellerden ibaret.
Oysa Anadolu insanı savaşı kitapta okumadı… Yaşadı.
Bir sabah uyandı. Komşu köy yanmıştı.
Bir sabah daha uyandı. Kasaba düşmüştü.
Sonra yollar kesildi. Gazeteler sustu.
Ve umut, yavaş yavaş yerini korkuya bıraktı.
İşte o an insanın aklına ideoloji gelmez.
Parti gelmez. Mezhep gelmez.
İnsan yalnızca evladını düşünür. Eşini düşünür. Namusunu düşünür.
Çünkü düşman, senin hangi görüşten olduğunu merak etmez.
Yaktığı evin kapısında parti rozeti aramaz.
Süngü, ideoloji seçmez.
Tam da bu yüzden; bu milletin mayası siyaset değil, ortak kaderdir.
Çanakkale’de aynı siperde yan yana düşenlerin içinde her görüşten insan vardı.
Ama hepsinin üstünde tek bir kimlik vardı: Türk milletinin evladı olmak.
“Ne Mutlu Türküm Diyene” sözü de budur zaten…
Bir üstünlük narası değil; ortak vatanda birleşebilmenin şerefidir.
Çünkü Türklük; sadece soy bağı değildir.
Aynı bayrağın gölgesinde acıyı paylaşabilmektir.
Şehit cenazesinde aynı gözyaşını dökebilmektir.
Depremde hiç tanımadığı bir çocuğu enkazdan çıkarırken “Bu benim evladım değil” dememektir.
Bu yüzden Türklükle kavgası olmayan, bu vatanın birliğine sahip çıkan, ay yıldızlı bayrağı kendi namusu bilen herkes; bu milletin öz evladıdır.
Mustafa Kemal Atatürk bunu bildiği için Cumhuriyet’i kin üzerine değil, ortak vicdan üzerine kurdu.
Çünkü o, köyü yakılan insanın korkusunu biliyordu.
Cephede son mermisini sıkan askerin duasını biliyordu.
Ve en önemlisi…
Bir millet parçalanırsa önce şehirlerin değil, insanların ruhunun yıkıldığını biliyordu.
Bugün birbirine düşman edilen insanlar şunu unutuyor:
Aynı toprağa düşen şehitlerin siyasi görüşü olmaz.
Şehit mezarlarında parti flamaları dalgalanmaz.
Sadece al bayrak vardır.
Ve o bayrak; Malazgirt’ten Sakarya’ya, Dumlupınar’dan 15 Temmuz gecesine kadar bu milletin üzerine örtülmüş son namus örtüsüdür.
Türk milliyetçiliği işte bu yüzden kuru slogan değildir.
Birbirinin yarasını kendi yarası bilmektir.
Aynı ülkenin insanına sırtını dönmemektir.
Çünkü bu millet birbirinden koparsa…
Önce kelimeler sertleşir.
Sonra sokaklar karışır.
Sonra ocaklar söner.
Ve en son… Vatan gider.
O yüzden birbirinize sahip çıkın.
Sıra sizin köyünüze gelmeden…
Ne Mutlu Türküm Diyene.
Yorumlar
Kalan Karakter: