Son zamanlarda birileri çıkmış, Atatürk’e “alçak” diyor.
Kim mi bunlar?
Ekran başında değil, dağ başında yetişmiş zihinler…
Kalem tutmayı değil, kin kusmayı öğrenmiş ağızlar.
Kendini fikir adamı sanan ama aslında bölücülüğün artığı, terörün kalem tutan maskotu olan tipler.
Atatürk’e dil uzatanın kim olduğuna bakın.
Orada sadece bir kişiyi değil, bir zihniyeti görürsünüz.
O zihniyet, yüz yıldır Türk milletine düşmanlık eden, bu toprağın birliğinden rahatsız olan zihniyettir.
Yani farklı maskeler takar ama kökü aynıdır:
Vatanı bölmek isteyenin zihniyetiyle, Atatürk’e hakaret edeninki aynı karanlıktan beslenir.
Çünkü Atatürk demek, birlik demektir.
Atatürk demek, bayrak demektir.
Atatürk demek, bu toprakların kardeşliği, ortak kaderi, ortak dili demektir.
Ve bu kavramlardan nefret eden herkesin yolu, er ya da geç aynı bataklığa çıkar:
Türk düşmanlığının bataklığına.
Atatürk’e “alçak” diyene sorsan, “özgürlük” der.
Ama bilmez ki özgürlük, Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet sayesinde onun ağzına kadar ulaşmış bir nimettir.
Cumhuriyet olmasa, fikir değil, nefes bile alamazdı.
Şimdi o nefesi kullanıp, kendi kurtarıcısına hakaret ediyor.
Tarihin gördüğü en ironik nankörlük budur.
PKK nasıl bu ülkenin bütünlüğüne kurşun sıkıyorsa,
senin sözlerin de bu milletin tarihine sıkılmış bir kurşundur.
Biri toprağa saldırır, biri akla.
Ama ikisi de aynı hedefe yönelir:
Türk’ün birliğini, Cumhuriyet’in temellerini yıkmak.
Oysa Atatürk, sadece bir lider değil, bir fikirdir.
O fikir, “Türkiye Cumhuriyeti’ni ilelebet payidar kılmak” fikridir.
Ve o fikir, ne dağda kurşunla, ne ekranda küfürle yıkılır.
Çünkü Atatürk’ü anlamayanlar şunu unutuyor:
O’nun mücadelesi, bir coğrafyanın değil, bir milletin namusudur.
Atatürk bir sıradağdır.
Üzerinde kar, altında karakter, içinde yüzyılların onuru vardır.
Ve siz, o dağın eteklerinde çamura saplanmış birkaç kelimeden ibaretsiniz.
Siz düşersiniz, o dağ kalır.
Siz susarsınız, o fikir konuşur.
Siz yok olursunuz, o isim sonsuza kadar yaşar.
Atatürk’e hakaret edenler, şunu bilsin:
Sizin sesiniz, bu milletin yüreğine ulaşmaz.
Çünkü Türk milletinin kalbi,
Atatürk’ün adını kutsal bir emanet gibi taşır.
Ve bu millet, o emanete uzanan eli,
ne unutur…
ne affeder.
> Atatürk’e dil uzatmak, Türk milletine ihanet etmektir.
Ve bu topraklarda ihanetin sonu hep aynıdır: tarihin çöplüğü.
Yorumlar
Kalan Karakter: