“Bir dik duruşun; kaç yenilgi, kaç gözyaşı, kaç kalp ağrısı ettiğini bilemezsiniz...” demiş Frida Kahlo.
Bilselerdi zaten dik duranların omzuna bu kadar yük yüklemezlerdi.
Bir kadın olarak, bir Türk kadını olarak, bazen öyle zamanlar geliyor ki, en büyük savaşı kendi yüreğinde veriyorsun.
Biri evladına sus demiş, biri vatana sus!
Kimi “kadınsın otur” demiş, kimi “milliyetçisin sus”…
Ama biz ne susmayı biliriz ne de diz çökmeyi.
Benim dik duruşum, İstiklal gazisi dedemin alnındaki kurşun yarasıdır.
İnönü’de can vermiş bir Türk subayının hatırasıdır.
Benim dik duruşum, oğullarımın alnına kazınmış "TÜRK" kelimesidir.
Ne zaman ayağım kayacak olsa, bir Mehmed’in mezar taşına tutunurum.
Ne zaman boynum bükülecek olsa, bir bacının zılgıt gibi yükselen “Vatan sağ olsun” feryadını hatırlarım.
Sanıyorlar ki güçlü olmak, acı çekmemek demek.
Oysa dik durmanın arkasında kaç gece sessizce ağlamak var,
Kaç ihaneti sineye çekip sabah yine dimdik kalkmak var,
Kaç kere “yeter artık” deyip, sonra “hayır, daha değil” demek var.
Ben de yandım.
Hem de öyle köz köz değil…
Yangını içimde tuttum, kimse duymasın diye yüzüme gül taktım.
Gözümden yaş akarken, vatanıma laf ettirmemek için dişimi sıktım.
Ama bilinsin ki:
Ben susarsam, bu topraklar yetim kalır.
Ben diz çöksem, çocuklarımın alnından TÜRKLÜK silinir.
Ben vazgeçsem, Al Bayrak göklerden iner.
O yüzden buradayım.
Ve dimdik duruyorum.
Bilseniz kaç yenilgiye rağmen…
Bilseniz kaç gece dualarla sabahlayıp, sabahına kavga ile uyandığımı…
Bilseniz kaç kere “yeter artık” deyip, yine "Devam Sevda, sen Türk anasısın" dediğimi…
Ama bilmeseniz de olur.
Çünkü bu bir duruş meselesi.
Ve herkesin harcı değildir, onurlu bir duruşun bedelini ödemek.
Yorumlar
Kalan Karakter: