Yasını Tuttuğumuz ve Tutacağımız Tek Adam: Atatürk
Bazı adamlar vardır, doğduğu günün önüne takvim bile koyamazsın.
Bazı adamlar vardır, yasını tutmazsın da yokluğunu tutarsın boğazında bir yumru gibi.
Mustafa Kemal Atatürk işte tam da öyle bir adamdı.
Bugün, “tek adam” diye aşağılamaya çalışanlar var ya…
Onlar bilmezler ki, o “tek adam”, bir milleti esaretten kurtarıp özgürlüğe kaldıran son beyaz atlıydı.
Bugün, bir ekranın karşısına geçip nutuk atmak kolay…
Ama o, gerçek Nutuk’u cepheden çıkmış çamurlu çizmeleriyle yazdı.
“Tek adam mı?”
Evet, tek ve eşi olmayan adam.
Çünkü o, yoktan devlet kurdu.
Çünkü o, Sevr’in zincirlerini Lozan’a boğdurdu.
Çünkü o, padişahın saltanatına karşı milletin iradesini dikti.
Eğer bugün seçimden, sandıktan, meclisten bahsedebiliyorsak, önce dönüp bir Fatiha okuyun o "tek adam"a.
Size göre Atatürk bir tarih satırıdır.
Bize göre ise damarlarımızdaki kandır.
Size göre onun devrimleri birer “sapmadır.”
Bize göre milletin kendine dönüşüdür, ayağa kalkışıdır.
Unutmayın:
Mustafa Kemal, sadece düşmanı değil, milletin içindeki korkuyu da yenmiştir.
Ümmetten ulus yaratmak, korkudan karakter inşa etmek, kuldan vatandaş doğurmak kolay mı sanıyorsunuz?
Siz “tek adam rejimi” deyince gözünüzde bugünün vesayetçi karanlığı canlanıyor olabilir.
Ama o tek adam, yetkisini milletten aldı, saraydan değil.
Hesabını meclise verdi, yandaşa değil.
Mührünü yüreklere bastı, dosyalara değil.
Bana sorarsanız, biz bu topraklarda tek bir adamın yasını tutarız:
Mustafa Kemal Atatürk.
Onun dışında yasını tuttuğumuz ne bir kurtarıcı, ne bir lider, ne de bir "alternatif" vardır.
Çünkü biz ne unutkan bir milletiz, ne de nankör…
Gazi'nin neyle savaştığını bilen bilir: cehaletle, yoklukla, ihanetle.
Bugün hâlâ aynı cephedeyiz.
Kimi ekranlarda Atatürk'ü küçümsemeye çalışanlar var.
Kimi kürsülerde cumhuriyetle hesaplaşmaya çalışanlar…
Hepsine tek cümleyle cevap vereyim:
Siz onunla hesaplaşamazsınız, çünkü daha kendinizle bile yüzleşemediniz.
Ey gafiller!
O, sizin gibi koltuk sevdasıyla değil, millet sevdasıyla yaşadı.
O, sizin gibi alkışla değil, şarapnel parçasıyla tanındı.
Ve evet, O sizin gibi konuşarak değil, susarak bile tarih yazdı.
Ben, bir Türk kadını olarak varlığımı ona borçluyum.
Çünkü ben, onun kurduğu Cumhuriyet sayesinde ne giydiğime, kime oy verdiğime, ne konuştuğuma kendim karar veriyorum.
Benim başörtüm de, başımın açıklığı da, onun bana tanıdığı özgürlük alanındadır.
Ey Atatürk düşmanları,
Unutmayın:
Siz onun adını tabelalardan silebilirsiniz.
Ama biz onun ilkesini çocuklarımızın adına yazıyoruz.
Siz heykelini hedef alabilirsiniz.
Ama biz yüreğimizde yükselttik o heykeli.
Ve biz, bu memlekette Atatürk’ü sadece anmayız.
Her gün yeniden doğarız onunla.
Yasını tutarız, yolunu tutarız, izinden gideriz.
Çünkü biz, onun söylediği gibi:
"Muhtaç olduğumuz kudreti, damarlarımızdaki asil kanda" hâlâ taşıyoruz.
Ve hatırlatırım:
O, yaşarken diz çökmemiş bir millet, onun ardında eğilmeyecektir.
Sevda Güneş Kıran
Atatürk’ün izinden yürüyen bir Türk kadını
Cumhuriyet’in evladı, bağımsızlık sevdalısı
Yorumlar
Kalan Karakter: